Kur riski, çoğu zaman ticari bir husus olarak değerlendirilse de sözleşmenin hazırlanması aşamasında dikkatle ele alınması gereken hukuki bir konudur. Taraflar, bazı sözleşme türlerine ilişkin mevzuattaki sınırlamalar saklı kalmak kaydıyla, sözleşme bedelini yabancı para üzerinden belirleyebilmekte veya bedelin belirli bir döviz kuru esas alınarak hesaplanacağını kararlaştırabilmektedir. Bununla birlikte, uygulanacak kurun kaynağı, kurun hangi tarihte esas alınacağı ve olağanüstü kur değişikliklerinin sözleşme ilişkisine etkisi ayrıca değerlendirilmesi gereken hususlardır.
Örneğin, sözleşmede bedelin 1.000.000 USD olduğu düzenlenmiş olabilir. Ancak ödemenin Türk Lirası ile yapılması hâlinde hangi kurun esas alınacağı, ödemenin vade tarihinde mi yoksa fiili ödeme tarihinde mi hesaplanacağı, kısmi ödemelerde kur farkının nasıl belirleneceği veya kurun belirli bir seviyenin üzerine çıkması hâlinde sözleşme bedelinin yeniden hesaplanıp hesaplanmayacağı düzenlenmemişse, taraflar aynı hükümden farklı sonuçlar çıkarabilmektedir. Bu durumda uyuşmazlığın temel nedeni çoğu zaman kurdaki değişim değil, sözleşmedeki belirsizlik olmaktadır.
Özellikle uzun süreli tedarik, inşaat ve hizmet sözleşmelerinin sorunsuz ifa edilmesi, sözleşmenin kur değişikliklerine nasıl uyum sağlayacağının önceden belirlenmesine de bağlıdır. Kur riskinin yönetimi bakımından tek bir model bulunmamaktadır. Taraflar; kurun belirli bir seviyenin üzerine çıkması hâlinde fiyatın otomatik olarak güncellenmesini, belirli endekslere göre fiyat uyarlaması yapılmasını veya sözleşme dengesini önemli ölçüde etkileyen kur değişikliklerinde yeniden müzakere mekanizmasının işletilmesini kararlaştırabilmektedir. Ayrıca avans, kısmi ödeme ve gecikme hâllerinde kur farkının nasıl hesaplanacağı ile döviz cinsinden ödemenin hukuken veya fiilen mümkün olmaması durumunda uygulanacak alternatif ödeme mekanizmalarının açıkça düzenlenmesi de uygulamada ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
Türk hukukunda yabancı para borçlarının ifasına ilişkin düzenlemeler ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ve bu karar uyarınca çıkarılan tebliğ hükümleri de sözleşme hazırlanırken dikkate alınmalıdır. Zira bazı sözleşme türlerinde döviz cinsinden bedel belirlenmesi veya ödeme yapılması konusunda sınırlamalar bulunmakta; yabancı para borçlarının ifasına ilişkin kurallar ise sözleşmede kullanılan ifadelerin geçerliliğini doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle, sözleşmenin ticari ihtiyaçlara cevap vermesi kadar yürürlükteki mevzuata uygun şekilde hazırlanması da önem taşımaktadır.
Kur riski yalnızca ekonomik bir risk değildir. Bu riskin hangi tarafça üstlenileceği, nasıl paylaşılacağı ve kur değişikliklerinin nasıl yansıtılacağı büyük ölçüde sözleşme hazırlanırken belirlenmektedir. Bu nedenle ödeme hükümleri, yalnızca sözleşme bedelini gösteren maddeler olarak değil; taraflar arasındaki ekonomik risk dağılımını belirleyen hükümler olarak ele alınmalıdır.